.:: Kullanıcı Paneli
User name:

Password:

Remember me?

[]
[]
.:: Site İçi Arama
Advanced Search
News   2005-11-23 muyar
DUYURU ve TANITIM

Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, İslam Felsefesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mevlüt Uyanık’ın ‘Sivil İtaatsizlik Eylemleri ve Dini Değerler’ başlıklı kitabı Elis Yayınevi’nden çıktı.

Uyanık’ın 7. kitabı 4 bölüm ve bir Ek’ten oluşuyor. “Felsefeyi hakikate ulaşma yolculuğunda yanlışa evet demeden bir hayat tarzı sürdürmeye çalışmanın” ifadesi olarak gören Uyanık kitabında güncel sorunlara tarihsel temellere sahip olan ve doğrudan günümüz insanına hitap eden çözüm önerileri geliştirilmeye çalışıyor. Uyanık özellikle yakın dönemde yaşanan bireysel ve kolektif hak ihlalleri karşısında çağda İslam felsefecisinin söyleyecek sözü var mıdır?” sorusu bağlamında sivil itaatsizlik kavramının dini değerler açısından incelenmesi gerektiği düşüncesinde. Yazara göre, “Demokratik, çağdaş, çoğulcu ve katılımcı bir siyasal hayat istiyorsak, temel insan hakları ve özgürlüklerini içeren pozitif hukuk uygulamaları yapılsın ve hukuk siyasallaşmasın diye bir talepte bulunuyorsak, hukuk devleti idesiyle çelişen durumlarda, kamu düzeninin bozulmaması ve kamu hizmetlerinin aksamaması diye bir kaygımız varsa, ki bu tür bir kaygı olduğundan şüphem yok. O halde; yaşanan (hukuki) kırılmaları tashih için şiddetsiz, aleni ve kamuya açık, kırmadan ve kırılmadan barışçıl bir eylem tarzı olarak sivil itaatsizliği öncelemek gerekir.” [Devamı...]
Comments : (12)
News   2005-12-31 muyar


Prof. Dr. Mevlüt Uyanık
HİNDİSTAN NOTLARI IV
TAÇ MAHAL: HER DİL CU PİYAR KARİGA VU TAC MAHAL BANİYAGA

Başlık bir hint şarkı sözünden alınma; aslında “sevenler şarkı söyler” diyormuş; ben onu sevenler Taç Mahal yaptırır” diye değiştirdim, deyince, bunu gezi notunun başlığı yapabilir miyim, diye izin istedim Aliye hanımdan. 7 şubat 2010 Pazar günü yedi sularında çıktık Delhi’den yola. Yaklaşık iki yüz km güneydeymiş Ağra şehri, ama bizim ulaştığımızda on iki olmuştu. Diye başladım ama bir türlü devamını getiremedim, sonrasında bir haftalık görev çıktı, gazeteden sordular, devamı nerde diye, şimdilik yok, maalesef diye cevap verdim.


Ne zormuş, yazmak!

Gezmesi harika duygular yaratıyor, gerçekten bir sevginin, bir aşkın, bir tutkunun sabırla dile getirilişi ve yüzyıllardır bütün insanlığa seslenişinin biricik eserini. En kolay burayı yazarım demiştim; ne mümkün, bir türlü yazamıyorum. Fotograflarını yükledim facebook sayfama; dostlar soruyor “iyi de ne zaman burayı yazacaksın?” diye!
[Devamı...]

Comments : (0)
News   2006-01-01 muyar
 


Prof. Dr. Mevlüt Uyanık

Hindistan Notları III:



Guwahati’de safariye niye katılmadığımız sorulduğunda İmam Rabbani ve Taç Mahal ziyaretleri yapmak istiyoruz, dediğimizde Rekibuddün Ahmet ve Fazlur Rahman beylerin onu hiç tanımadıklarını anlamış ve üzülmüştüm. Türkiyeli Müslümanlar, özellikle Nakşi gelenek açısından önemli olan İmam Rabbani, akademik anlamda da tasavvuf ilminin merkezi figürlerinden biridir.
Tamam, burada Kast sistemi var; Brahmanlar, Askerler ve İşçi ayırımı var, ama tarağın dişleri gibi herkesin eşit ve aynı temel haklara sahip olduğunu ilan eden Peygamberimizin ümmeti arasında böyle bir şey olmaması gerek, değil mi? [Devamı...]
Comments : (0)
News   2007-01-02 eyup
Prof. Dr. Mevlüt Uyanık
Hindistan notları II: Gauhati Üniversitesi

2 Şubat aksam üzeri bindik Delhi uçağına, aradaki 3.5 farkı ile birlikte sabaha karşı İndira Gandi uluslar arası havalanına indik. Pasaport kontrolünden sonra valizleri aldık, havalanı çok temiz, tuvaletlerde her çıkandan sonra temizlik yapıyorlar. Sabah 10.40 da adını bile söylemekte zorlandığım Guwahati’ye gitmek için iç uçuşların yapıldığı yere gideceğiz. Yakın denince bende sandım İstanbul’da Atatürk havalanı gibi, meğer 8 km uzaklıktaymış, oraya transferin ücretsiz olduğunu da dönüşte öğrendik.


Neyse baktım “ön ödemeli taksi” yazıyor, güzel bir uygulama, yerel uçuşların yapıldığı havalanına 170 rupi ödedik. (100 dolar: 4.500 rupi) valizlere asıldık dört kişi, dışarı bir çıktık, ana baba günü, hemen deynekçiler yapıştı eşyalara. Taksi deyince bizimkiler gibi anlamayınız, ilk şoku burada yaşadık. Endenozya’da gördüğüm triportırlar, motosiklet ve/ya bisikletten yapılıyor arkaya üç kişinin alındığı vasıtalar. Biz dört kişiyiz ya, ona göre biletimiz var, münibüs desem değil, dört oturaklı ufak bir şey geldi, dökülüyor, yerleşiyoruz içine.
devamı (http://www.corumhakimiyet.net/YazarlarDetay.aspx?yazar_SID=6)



Prof. Dr. Mevlüt Uyanık
Sivil itaatsizlik
Son günlerde PKK’nin yerel ve örgütsel ayağını oluşturduğu gerekçesiyle KCK ya yönelik bir seri operasyon yapıldı. Birçok belediye başkanı tutuklandı. Bu uygulamaları protesto etmek için Diyarbakır Belediye Başkanı siyasetin seviyesini iyice düşürdü.
- Hakaret ve Küfüre Ayetlerden Destek
Devlet Aklı ve Hükümet yetkililerine yönelik ağır ve galiz küfürler savurdu, üstelik ertesi gün, hiçbir pişmanlık duygusu göstermediği gibi kendisine ayetli bir savunma bile yaptı. Hep merak etmişimdir, bir kişiye yapılan haksızlık bütün insanlığa yapılmış gibidir, ilkesini benimseyen mümin ve Müslim bir kişi, nasıl olur da, terör eylemlerini kutsayan insanlarla arasına belirli bir mesafe koymaz. Bundan kastım, din ve dini değerlerle pek alakası olmadıklarını açıkca dile getiren eski DTP ve yeni BDP milletvekillerinin sözlerine, uygulamalarına, demokratik açılımı bir kişiye ve terör örgütüne endekslemelerine niye dini değerleri önceleyen Kürt aydınlarından, ariflerinden bir tepki gelmediği, en azından bir mesafe koymadığıydı. Bu kaygımı paylaştım bir internet sitesinde ve oldukça sert yazılar, tepkiler aldım, bölgeyi ve sorunlarını bilmediğim, Filistin, Bosna, Kafkasya, Urumçi’ye gösterdiğiniz ilgiyi yanı başınızdaki soruna gösterseydiniz böyle olmazdı şeklinde eleştiriler geldi. Ama öyle görüyorum ki, Baydemir’de gösterilen tepkilere karşı ayetli savunma yapıyor, bölgede dini değerleri önceleyen insanların kırılganlığını gidermeye çalışıyor, yoksa niye ihtiyaç duysun ayete?
• Sivil İtaatsiz Tepki?
Belediye Başkanlarının tutuklanmasına yönelik oturma eylemi yapıldı ve Emine Ayna, bunu bir sivil itaatsizlik olarak yorumladı. Gerçekten öyle midir? Bana öyle gelmiyor, her iki söylem de, Şems-i Tebrizi’nin “Başını kaldır da göğe bak, / niçin ay’ı leğendeki su’da seyredersin!” deyişini hatırlatıyor bana. Çünkü;
Sivil itaatsizlik; “içinde yaşanılan sistemi meşrû kabul etmekle beraber yapılan haksız ve adaletsiz uygulamalara karşı yasal imkânların tükendiği noktada şiddete başvurmadan
• barışçıl,
• sevgiyle ve
• vicdani bir şekilde ortaya konulan harekettir.
• Hukuk İhlallerine Karşı Bir Eylem Tarzı Olarak Sivil İtaatsizlik
Sivil itaatsizlik kanuni olduğu varsayımıyla yaşanan hukuksuzluklara karşı, militan bir tavır ve direniş biçimidir; ama son tahlilde, hukuksuzluğu ve haksızlığı gidermeyi hedef aldığı için bir sistem değişikliği talebi yoktur. 3. şahısların özlük haklarını giderecek herhangi bir eylemde de bulunulamaz.
Evet, yasal olmayan politik bir eylem ortaya konur; fakat bu devrim ve isyandan farklıdır, çünkü sorunu, sistem değişikliği olarak değil de, görev çatışması olarak görür.
Bu önemli bir husustur, çünkü “ortak bir adalet anlayışı” veya “bir kamu vicdanı”nın varlığı üzerinde düşünmeyi gerekli kılar. Bu nedenle sivil itaatsizlikte, öncelikle şiddet yoktur: Üstelik şiddetsizlik sadece fiziki alanla sınırlı değildir, sözel, psikolojik ve mülke karşı şiddet uygulamayı da reddeder. Şiddetsizlik, temelde, olumsuz davranışlardan kaçınmak ve olumlu davranmayı ve yapıcılığı öncelemektir. İhtar ve uyarılarda bulunur; ama tehdit asla yapılmaz. Şimdi gelin, elinizi vicdanınıza koyun ve Emine Ayna’nın demokratik açılım sürecindeki sözlerini ve en son sivil itaatsizlik ile ilgili ifadelerini bir kere daha düşünün, var mı bir alakası, söyledikleriyle yaptıkları arasında?

Not: Bu yazı Çorum Hakimiyet Gazetesinden alınmıştır..
Comments : (2)
News   2008-03-30 muyar

Biz bu başlık altında İslam filozofları özellikle Fârâbî ve İbn Sina’da ki tasavvuf anlayışıyla İslam Mutasavvıflarından özellikle ittihada ve fenâfillaha vurgu yapanların ortaya koydukları tasavvuf anlayışını karşılaştıracağız. Önce Fârâbî’nin daha sonrada İbn Sina’nın bu konuyla ilgili düşüncelerini ele almak suretiyle İslam felsefesindeki sûfiyane eğilimi görmeye çalışacağız Daha sonra da bunu Sünnî tasavvufla karşılaştıracağız.

Öncelikle ittihat Allah’la bir olma, Allah’ta yok olma (fenafillah) ittisal ise Cebrâîl’den ilham almak anlamına gelir. Birincisinin söylenmesi bile cesaret isterken ikincisini duymak kulağa hoş gelmektedir. Birinciye göre sâlik, ruhanî istasyonlar olarak ifade olunan makamlarda ilerleyerek sonunda fenâfillaha erebilir. Ebâ Yezîd Bistâmî’nin anlayışına göre beşerî sıfatlar, eğilimler, ihtiraslar ve şehvetler ortadan kalkıp yerini ilahî sıfatlara bırakabilir. Burada el-Harraz’ın bekâ anlayışında olduğu gibi, insan benliğinin tekâmül etmesi ve insan olarak Allah’la yaşaması değil, tam tersine insan benliğinin yok olması (nefsi öldürme), insanın ortadan kalkması anlayışı söz konusudur ki, bu anlayış başta fıkıhçılardan olmak üzere bizzat sûfîlerden bile büyük ve elîm bir muhalefetle karşılaşacaktır. Bu fenâ ve ittihadın verdiği sarhoşluk (cünûn) halini yaşayan sâlik ahvâlini ifadeye kalktığı vakit, başına iş açacak ve şatahât denilen; hamd benim içindir, ben hakkım, benim alemim Hz. Muhammed’in aleminden daha büyüktür, gibi ifadelere yer verebilmiştir...[Devamı]

Comments : (1)
News   2008-03-30 muyar
I. Introduction

In this talk I'll present an idea about the beginning of the Islamic philosophy under the influence of the Greek Aristotelian and Platonian thought, and how Avicenna and Averroes have embodied it. We will see how this thought had not eventually been accepted by other Muslim thinkers especially Al Ghazali and finally how this very Islamic philosophy will influence the Western thought through the translations of the Muslim philosophers in the Midde Ages .

II. The Formation of Islamic philosophy

Philosophy began in the Muslim world in the third/ninth century, with the translation of Greek philosophical texts into Arabic.

1. The Peripatetic school

The first Muslim philosopher was Al Kindi, the Latin Al Kindus, called the philosopher of the Arabs. He knew Syriac (language of the Nestorians) and perhaps some Greek and was well acquainted with Greco-Hellenistic scientific and philosophical works. He was the first of the Muslim philosopher-scientists. He initiated the process of formulating a technical philosophical vocabulary in Arabic and of rethinking Greek philosophy in terms of Islamic doctrine. He was followed in both these respects by Al Farabi. Through them the basis for peripatetic philosophy were established in Islam. The Alexandrian and Athenian Neoplatonists and commentators on Aristotle, were familiar to the philosophers of this school who viewed the philosophy of Aristotle through Neoplatonic eyes.
The main tendency of the Islamic Peripatetic school, which found its greatest exponent in Avicenna, was toward a philosophy based on the use of the discursive faculty and relying essentially on the syllogistic method .With Averroes, the most purely Aristotelian of the Muslim Peripatetics, the rationalistic aspect of this school reached its terminal point . He rejected those Neoplatonic and Muslim element that had entered into the world view of the Eastern Peripatetics, such as Avicenna.
2. The llluminationist school...[Devamı]
Comments : (1)
News   2008-10-21 muyar
Mevlüt UYANIK:(Kitap Tanıtımı)
Filozof ya da felsefeci denilince aklınıza nasıl bir insan imgesi gelir? Tebessüm ettiniz değil mi, uçuk kaçık, tuhaf insanlar! Anlaşılmaz şeyler söyleyen ve sürekli ölüler ile uğraştıkları için olsa gerek fikren nerede olduğu belli olmayan, bastığı yeri görmeyen ama fiziken bu dünyada olanlar, değil mi?
 
Bir de ilahiyat fakültelerinde felsefe öğretimi yapmakla mükellef iseniz, nasıl bir konumda olacağınızı bir düşünün? Gazzali sonrasında filozofların kafirlikle suçlandığını herkes bilir ve genel kabul gören bu düşünce ile gelen öğrencilerinize felsefe anlatacaksınız? Ne gerek var ki, felsefe ve mantığa, zaten bütün sorunların çözümü belli değil mi, hem burası ilahiyat fakültesi ne işi var felsefenin? [devamı...]
Comments : (1)
News   2008-10-21 muyar
Comments : (0)
.::
Yok